Bilim Seven Kız
5 Mart 2021 Cuma
Araştırma Günlükleri / 04.03.2021 - RSA Algoritması ve Integer Factorization Problem
2 Mart 2021 Salı
Bugün Ne Araştırdım? Scrum, Cynefin ve Proje Yönetimi Metotlarının Bende Bıraktığı İzlenim
Simülakr.
Evet. Henüz hiç iş tecrübesi olmayan bir mühendislik öğrencisi olarak tüm bu kavramların bende bıraktığı izlenim bu oldu. Şu an iş dünyasına dışarıdan baktığım için yanlış izlenimlere kapılma ihtimalim çok yüksek ama zaten bu yazıyı gelecekte dönüp tekrar okumak için yazıyorum. Başlayalım bakalım...
Bunları araştırmaya nereden geldiğimi ben de tam hatırlamıyorum. Sanırım nonlinear diferansiyel denklemler ve kaotik sistemler hakkında bir şey araştırıyordum. Yok, hayır. Başka bir mecrada yayınlamak üzere, siyaset ve sosyolojinin tıpkı meteoroloji gibi kaotik sistemlerden oluştuğuyla ilgili bir yazı yazıyordum ama sonra benim kafamdaki kaotik sistem tanımının doğruluğundan emin olamayıp önce kaos teorisini araştırdım. Sonra wikipedia sayfasında şu kısım dikkatimi çekti;
Kaotik sistemler ve kompleks sistemlerin birbirinden farklı kavramlar olduğunu görünce ikisi arasındaki farkı araştırmaya başladım. Zannedersem o ara Cynefin terimi içeren bir yazı gördüm ve Cynefin'in ne olduğunu araştırdım. Cynefin beni Scrum'a götürdü, oradan Agile Software Development'a geçtim ve baktım ki işler karışıyor, en iyisi bir yandan araştırıp bir yandan da blog'da bu kavramların bende bıraktığı izlenimleri yazayım dedim.
Araştırmam henüz bitmedi ama bitince izlenimlerim de değişmiş olacaktır diye düşünüyorum.
Genel izlenimim şu yönde; özel sektörde proje yönetim metotları projelerin önüne geçmiş gibi görünüyor. Usul esastan önce geliyor yani. Her şeyin metotlara indirgendiği bir ortamda yaratıcı fikirlerin ve yöntemlerin hayata geçmesi imkansıza yakın olacaktır. Metotlar doğrultusunda ilerleyen bir proje illa ki sonuç verir ama ortaya çıkan şey en iyi ihtimalle piyasada var olan bir ürünün başarılı bir prototipi olabilir. Daha fazlası değil. İnovasyon? ArGe? İleri teknoloji?
Ne yazık ki onlar çok başka koşullarda gerçekleşir.
++++ Bunun devamında dikkatim dağılmış ve hayvan gibi saçmalamışım. O kısımları hiç eklemeyeyim, bir ara buradan yine devam ederim.
*Bu bloğu kendim için yazıyorum ama başlıktaki terimleri araştırırken tesadüfen buraya gelen olursa anama sövmesin diye bu zımbırtıların basitçe tanımlarını da yapacağım.
Agile Software Development: Geleneksel proje yönetiminde başta bir yol haritası çizilir ve sonrasında bu harita takip edilir. Agile yani çevik yöntemlerdeyse şirket çalışanları Machine Learning cosplay gibi bir şey yapıyor zannedersem. Projeye başlıyorlar ve sonra düzenli aralıklarla toplantı yapıp rapor hazırlayarak, sunumlarla, maillerle durmadan projeyi yeniden değerlendirip ya bu sonuçlara göre yola devam ediyorlar, ya da rota yeniden oluşturuluyor. Yarım saatlik bir Google araştırmasıyla benim anladığım şey budur.
İlk bakışta insana yenilikçi bir sistem gibi görünse de bana daha çok üç dakikalık yolu üç günde yürümek gibi geldi. Gerçi bürokraside, siyasette, bu tarz belirli yasalar çerçevesinde işlerin yürütüldüğü alanlarda, eğer her şey yolundaysa ve sistemdeki dengelerin bozulmaması isteniyorsa bu yöntem çok işe yarardı bence. İktidara gelen hükümetlerin her ay değerlendirilip denetlendiği bir ülke düşünsenize... Böyle bir atmosferde yasalar devletin içindeki hiçbir güç odağına göz açtırmaz, dengeler asla yerinden şaşmazdı.
Ama yazılım geliştirme gibi yenilikçi hedeflerin ön plana çıktığı bir alanda agile magile diyerek insanları her dakika denetlemeye kalkarsan yaratıcılığın köküne kibrit suyu dökmüş olursun. İnsanlar toplantı yapmaktan projeyi yürütmeye vakit bulamaz. Benim Agile olayından anladığım (ve muhtemelen yanlış anladığım) şey budur.
Scrum ve Cynefin de birer Agile metoduymuş. Geleneksel proje yönetim yöntemlerinin aksine bunlar daha yaratıcı olmayı vadediyorlar. Ve bunu birer to do list vasıtasıyla yapıyorlar. Mezun olduktan sonra bu zımbırtıları mantıklı bulmaya başlar mıyım bilmiyorum ama şu an biri bana üzerinde izleyeceğim her adımın yazılı olduğu bir yol haritası verip "Bu adımları uygulayarak yaratıcı bir rota çiz." derse yüzüme en sevimli tebessümümü takınıp "Ketçap da olsun mu?" diye sorarım. Böyle bir mallık kuru kuruya gitmez çünkü...
23 Şubat 2014 Pazar
Biyolüminesans Nedir?
Biyolüminesans, halk arasında yakamoz olarak bilinse de, bazı canlı organizmaların, bazı kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşturdukları biyolojik ışık üretme becerisine denir. İsmi Yunanca "bios" (“yaşam”) ve Latince "lumen " (“ışık”) kelimelerinin birleşiminden gelmektedir ve bir tür “soğuk ışık”tır. Yani biyoluminesansta elektronlar hiç ısı çıkartmayan bir reaksiyon gerçekleştirirler. Bu nedenle gelen enerjinin %3’ünü ışığa, %97’sini ısıya çevirebilen ampulün aksine biyoluminesansın kimyasal sürecinde üretilen enerjinin tamamına yakını ışığa çevrilir. Yani bir anlamda çok ekonomik bir ışık kaynağı üretilmiş olur.
Gecenin karanlığında denizden yükselen bu garip mavi ışıklar eski Yunanlılar tarafından yıldırımlara benzetilmiştir. Kimi çevreler bu ışıkların Zeus’un yıldırımları olduğuna inanırken, kimileri de biyoluminesansları “şeytani bir ışık” olarak nitelendirmiştir. Bu inanış öylesine kuvvetli olmuştur ki, günümüzde bile biyoluminesanslarda etkili olan enzim ve pigmentin isimlerine yansımıştır.
Bunlara en iyi örnek olarak, yakamoz olayları ve ateşböceklerinin ışıması verilebilir.
Araştırma Günlükleri / 04.03.2021 - RSA Algoritması ve Integer Factorization Problem
Bu konu aslında uzun zamandır dönem dönem araştırıp sonra unuttuğum bir konuydu. Yazdığım bilim kurgu romanında kriptolojiyle ilgili konular...
-
Bu konu aslında uzun zamandır dönem dönem araştırıp sonra unuttuğum bir konuydu. Yazdığım bilim kurgu romanında kriptolojiyle ilgili konular...
-
Biyolüminesans, halk arasında yakamoz olarak bilinse de, bazı canlı organizmaların, bazı kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşturdukları bi...
-
Simülakr. Evet. Henüz hiç iş tecrübesi olmayan bir mühendislik öğrencisi olarak tüm bu kavramların bende bıraktığı izlenim bu oldu. Şu an iş...

